1 Şubat 2010 Pazartesi

Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı

     Odama girdim,ayakkabılarımı çıkardım ve karanlıkta yatağa uzandım.Kan ve para,ve Kırmızı Şapkalı Kız ve Maymunlar Kralı Tarzan ve Öksüz Annie ve Peter'le Kurt ve Robin Hood ve Pazara Giden Üç Küçük Domuz ve Ayakkabıda Yaşayıp Çocuklarının Sayısını Bilmeyen Kadın ve Pamuk Prenses ve annemle babam ve ilkokul ve okulun dayısı Stanley Greenburg ve ilk işim ve duvarların dehşeti ve saatlerin katli ve fabrikalarda yanımda çalışan çizilmiş mermer gözlü işçiler,ki onları halihazırda öldürmüş işlerine tutunmaktı tek kaygıları ve yatağımdaki bütün orospular ve zavallı arabalarım,balta yürekler ve onlar aşağıda zengin bir salağın götünü yalıyorlardı,kandan ziyade para için;Komünizm çözemedi,edebiyat her zamanki gibi çuvalladı,cinayetse olamazdı..

     Budur ayyaşın sorunu: heyecanlanırsa çok içer,sıkılırsa çok içer,şansı yaver giderse çok içer,şansı yaver gitmezse çok içer,falan filan..


    "Hayır," dedim,"siyasetim yok,Tanrım yok.Yok böyle şeyler...Evet, seviyorum kadınları,hatta bazen aşık bile oluyorum ama her zaman mutlu etmiyor insanı aşık olmak...Yazılarımın anlamı ne?Şey,rahipleri tahrik etmek...Almanya mı?Almanya hakkında hiçbir şey bilmiyorum...Ne?Celine'i ve Knut Hamsun'u severim.Hemingway mi?Yazmayı biliyordu ama gülmeyi bilemedi...Hayır,özellikle söylemek istediğim bir şey yok...

   Kendinden nefret ettirebiliyorsan işinin hakkını veriyorsun demektir!

   Bedenini satmak isteyen bir kadın sahnede konçerto çalan konser kemancısından farklı değildir - geçim dünyası işte,bilirsiniz,ölüm yoldadır ama gelişini geciktirmekte hesap var.

 "babalardayım," dedim ona," şiir yazabiliyorum sadece,ayda yüz kadar, 27.kattan kendimi asansör boşluğuna bırakmam gün meselesi "

İnsanlar bana sürekli kendime fazla güvenmememi söyler durur.Ben de barmene işaret edip üç içki daha söyledim ve tekrar popüler,sahici ve insani kimliğime büründüm.


CHARLES BUKOWSKİ

31 Ocak 2010 Pazar

Bozkırkurdu

"Yalnızca Kaçıklar İçin"

"Görün işte,böyle soytarı kişileriz biz!Görün işte,böyledir insan!"Ve tüm şan ve şöhretler,tüm akıllılıklar,tüm ussal kazanımlar,insanlığın yücelik,büyüklük ve kalıcılığına yönelik tüm atılımlar yıkılıp gidiyor,maskaraca bir oyuna dönüşüyordu!

Haller'in acı çekmekte deha sahibi bir kişi olduğunu,Nietzsche'nin bazı özdeyişlerini doğrular nitelikte dahiyane denecek,sınırsız ve korkunç bir acı çekme yeteneğini kendi içinde geliştirdiğini anlamıştım.Öte yandan şunu da anlamıştım ki,karamsarlığının temelinde dünyayı değil,kendi kendini küçümsemesi yatmaktaydı;çünkü kurum ve kişiler üzerinde ne kadar acımasız ve kıyıcı konuşursa konuşsun,asla kendini dışarıda tutmuyor,eleştiri oklarını yönelttiği,aşağılayıp yadsıdığı ilk kimse her zaman kendisi oluyordu.


'İnsanların çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.'Ne anlamlı bir söz değil mi?Yüzmek istememeleri doğal,çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar,suda değil.Ve düşünmek istememeleri de doğal,çünkü yaşamak için yaratılmışlar,düşünmek için değil!Evet,kim düşünürse,kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa,bunda ileri bir noktaya ulaşabilir;ne var ki,karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.

Kendisini bu dünyadan ,bu yaşamdan dışlanmış görmesine karşın tutup canına kıymıyor,çünkü bir inanç kalıntısı,gönlündeki bu azgın  acıları son damlasına kadar yudumlayarak ölüp gitmesi gerektiğini söylüyor kendisine.

Derken ruhum güçlü duyguları,güçlü heyecanları yaşamaya yönelik şiddetli bir istekle yanıp tutuşuyor,gönlüm bu renksiz,sığ,belli normlara uydurulup sterilize edilmiş yaşama ateş püskürüyor;bir şeyi,örneğin bir mağazayı,bir katedrali ya da kendimi kırıp dökmek,pervasızca aptallıklara kalkışmak,önlerinde el pençe divan durulan saygıdeğer beylerin başlarından peruklarını sıyırıp almak,birkaç asi okul öğrencisinin eline özledikleri Hamburg gezisi için gereken biletleri tutuşturmak,küçük bir kızı baştan çıkarmak ya da burjuva dünya düzeninin kimi temsilcilerinin kafalarını koparmak için çılgınca bir heves duyorum.


Her şeyin-kitapların,manüskrilerin,düşüncelerin-yalnızlığın sıkıntısının,insan olmanın sorunsallığının,anlamını yitirmiş yaşamı yeni bir anlama kavuşturma özleminin damgasını taşıdığı,bunlarla doymuş durumdaki odamda her şey sona eriyor.

Şeytan us'tur,onun bahtsız çocukları da bizleriz.Doğadan kopuk,boşlukta asılı kaldık.

Harry'nin bir ya da iki ruhu olduğuna,bir  ya da iki kişilikten oluştuğuna inanması bir kuruntudur yalnızca.Çünkü insan bir değil,on ruhtan,yüz ruhtan,bin ruhtan oluşur.

"Yaşam konusunda bir fikrin vardı;içinde bir inanç,bir beklenti yaşıyordu;eylemlere,acılara ve özverilere hazırdın.Ama yavaş yavaş anladın ki,dünya hiç de senden eylemlerde ve özverilerde bulunmanı istemiyor;yaşam kahraman  rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil,insanların yiyip içmeler,kahve yudumlamalar,örgü örmeler,iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir.Kim bunun başka türlüsünü ister,kim gönlünde yiğitliği ve güzelliği barındırır,büyük yazarları ya da ermişleri baş tacı ederse,o bir aptaldır,bir Don Kişot'tur"

Zırıltı yerine gerçek müzik,eğlence yerine kıvanç,para yerine ruh,gelişigüzel etkinlikler yerine eylem,oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz.

Evet,geride kalmıştı hepsi,kaheh içilip boşaltılmış,onu yeniden dolduran çıkmamıştı.Yazıklanılacak bir şey yoktu,geçip gitmiş hiçbir şeye yazıklanmamak gerekiyordu.Yazıklanılacak tek şey şimdi'ydi,bugün'dü,yitirdiğim,sadece edilgen bir tutumla katlandığım,bana ne armağanlar sunmuş,ne beni fazla sarsmış bu sayısız saatler ve günlerdi.

Amaçlarından hiçbirini paylaşmadığım,sevinçlerinden hiçbiri bana bir şey söylemeyen bir dünyanın ortasında bir bozkırkurdu ve sefil bir münzevi olmayıp ne yapacaktım?

Yolunu şaşırmış,bulunduğu çevreye akıl erdiremeyen bir hayvan da olsam,içimde bir şey vardı yanıt veren,uzaktaki ve yüksekteki dünyaların yolladığı çağrıları alan bir şey vardı,beynimde binlerce görüntü üst üste yığılmış duruyordu.



HERMANN HESSE